Genel merkezimiz tarafından 23.24.25 Ocak 2009 tarihlerinde Ankara’da 1 günü eğitim çalışması 2 günü GTK olarak organize edilen toplantımız 67 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir.
23 Ocak günü yapılan Eğitim çalışması kapsamında:
a-Dünya ve Türkiye’de Sendika Siyaset İlişkisi ile İşyeri Örgütlenmesinde strateji ve yöntem konularında Eğitim Sen Eğitim Uzmanı Erkan AYDOĞANOĞLU tarafından,
b-Su Kaynaklarının Suyun Ticarileşmesindeki Önemi konusunda Prof.Dr.Beyza ÜSTÜN tarafından
c-Kriz’in Sağlık Hizmetlerine Yansıması konusu ise Dr. Köksal AYDIN tarafından sunumlar yapılmıştır.
24 Ocak günü Genel Sekreterimizin açılış konuşmasıyla başlayan GTK toplantımız da Kastamonu şube başkanımız Sadi ACAROĞLU nun başkanlığında Mehmet ŞAHİN ve Ömer YEŞİLAY’ın yazmanlığında divan oluşturulmuştur. Genel Başkanımızın konuşmasından sonra MYK üyelerimiz sekreterlikleri ile ilgili bilgilendirme yapmıştır.
- Geçmiş sürecin Değerlendirilmesi,
- Önümüzdeki süreç;
a- Krizin etkilerine karşı mücadele
b-Kurumsal işleyiş sorunları(Genel Merkez-Şb, Şube-Temsilcilik, Temsilcilik-Üye)
c-Örgütlenme ve Mücadele programı
Şeklindeki gündem maddeleri üzerinden söz alan 27 GTK katılımcımız aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır.
İçin de bulunduğumuz dönem de 1990 yılından itibaren dünyayı etkisi altına alan Yeni Dünya Düzeni Kapitalizmin en büyük krizine yol açmıştır. Kriz daha başlamadan tek kutuplu yeni sistemin dünyayı orta Asya’da, orta doğuda ve daha birçok bölgede kan gölü haline getirdiği,ekonomik iflasını geciktirebilmek amacıyla yarattığı savaş ve kaos ortamından medet umar hale geldiği gözlenmiştir.Mevcut sistem açmazlarından kurtulabilmek için krizin faturasını her zamankinden daha fazla emekçilere ödetmek hevesinde olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Bir taraftan Ülkemizin eş başkanlığını yürüttüğü BOP nin adımlarını İsrail aracılığı ile Filistin halkına Gazze’de 300 masum çocuk ve 1000’ in üstünde insanı öldürerek yürütmekte bir taraftanda AKP aracılığı ile yürüttüğü projenin hüsrana uğramaması için Filistin olaylarına ilişkin AKP ye timsah gözyaşları döktürtmekte.
Orta doğuyu kan gölü haline getiren, emperyalistler güçler, işbirlikçiler ve onların politikalarıdır.
Bu gelişmeler ekonomik anlamda ülkemizi kıskaç altına alırken diğer taraftan son bir yıldır; Ergenekon adı altında derin bir yapılanma tespitiyle çeşitli gözaltı ve tutuklamalar yapılarak geçmişte tüm Avrupa ülkelerinin açığa çıkartarak lağvettiği Gladyo tipi bir örgütlenmeden bahsedilmektedir.Fakat ülkemizdeki durum pekte diğer ülkelerin durumuyla örtüşmez.Yapılması gereken böylesi bir oluşum varsa üstüne giderek bütün sonuçları ile kamuoyuna açıklanması gerekirken mevcut durum hiçte öyle yürütülmemektedir. Haklarında dava açılan herkes bunu devlet istediği için yaptık argümanını kullanmaktadır.Bu gurubun içine dahil edilenlerin hiç birisi geçmiş hükümetler tarafından Fırat’ın doğusunda yürütülen bin operasyondan ve 25 yılda kaybolan yada kaybedilen 17000 insanımızdan bahsetmemektedir.
Bu konuda onlarca toplu mezar ortaya çıkarılmış olmasına rağmen tek bir fail ortada yoktur.
Ergenekon yapılanmasının içine AKP ye muhalif olan kesimlerde alınarak o şahıslardan öç alma mantığı güdülerek muhalif olabileceklere de gözdağı verilmektedir. Kürt sorunundaki çözümsüz yaklaşımlar mevcut dava ile bütünleştirilerek yaşanan bütün olumsuzluklara kılıf hazırlama çabası devam etmektedir. Bizler bu davanın biran önce bütün sonuçları ve gerçek sorumluları ile ortaya çıkartılarak ülkemizin karanlık ve kaos ortamından çıkartılmasını istiyoruz.
Kürt sorunu dahil var olan bütün sorunlarımızın demokratik, eşitlikçi ve adil bir ortamda çözülebileceğine inanıyoruz.
Konfederasyonumuz KESK her ne kadar krize karşı en büyük sesi orta doğudan 29 Kasım Mitingi ile vermiş olsada mevcut durumdan kurtulabilmek için çok daha büyük girişimler olması gerekmektedir.
Başbakan tarafından kriz teğet geçecek denmesine rağmen son altı ayı da işten çıkarmalar yüz binleri buldu. Burjuvazi ye destek açıklamaları yapan hükümet işten çıkarma yapmayın asgari ücretleri biz ödeyelim yaklaşımını sergilerken; ülkemizin elde kalan son doğal kaynaklarını 2B yasası ile başaramadıkları orman yağmasını farklı yasalara eklenti yaparak gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Aynı uygulamalar ofislerde hububat alımları yapılmayarak çiftçilerimiz tüccarın eline bırakılmakta, piyasa ekonomisi ise geçen yıl olduğu gibi sipekülatörlerin eline bırakılarak haksız kazanç sağlanmasının önü açılmakta.
Tarım ve hayvancılık alanında ise yeni yatırımlar yapmak yerine bir taraftan ulaşılabilir tarım hizmetleri paralı hale getirilmekte diğer taraftan ise ülke tarımına araştırma ve projeleri ile en fazla katkıyı sunan ve sunabilecek olan Araştırma Kurumları kapatılmaktadır.
Çevre sorununa yaklaşım da ancak büyük çaplı çevre felaketleri olduğunda dile gelmektedir.
Saydığımız bu alanlara ilişkin çözümden uzak günübirlik pansuman tedbirler çözüm olarak önümüze konmaktadır.
-Yukarıda belirtilen genel değerlendirmelerden sonra önümüzdeki sürece cevap olabilmek adına geliştirilen önermeler:
-Her düzeydeki sendikal ilişkilerimizin kurumsal düzlemde sürdürülmesine azami düzeyde çaba gösterilmesi gerektiği,
-Genel Merkez Şube-Şube Temsilcilik ve Temsilcilik üye arasındaki ilişkilerin yeterli olmadığı yaşanılan iletimsizliğin bir an önce giderilmesi gerektiği, atıl durumda bulunan şubelere müdahale edilerek işlerlik kazandırılası yapılamılıyorsa birleşme vb. çözümlerin genel merkez tarafından aranması gerektiği,
-Üye sayısında bir artış var olduğu ancak yeterli olmadığı bir an önce programlı bir örgütlenme çalışmasının başlamasının gerektiği, bu çalışmalara tüm kadroların yanı sıra bu mücadeleye gönül vermiş üyelerinde destek olması gerektiği,
-Genel anlamıyla eğitimin ciddi bir ihtiyaç olduğu öncelikle Bölgesel ve yöneticilerin katılabileceği eğitimlerin belirli periyotlarla program dahilinde yapılması gerektiği,
-Yaptığımız olumlu eylem ve etkinliklerin propagandasının yeterince yapılamadığı, bu eksikliğin bütün yönetici ve temsilciler tarafından giderilmesi gerektiği,
-Hukuksal konulardaki çalışmaların titizlikle takip edilmesi ve zamanında geri dönülerek bilgilendirmenin yapılması gerektiği,
-Mali işleyişte her düzeyde gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiği, Mali kaynakların olabildiğince verimli kullanılmasına özen gösterilmesi, olanakların ortaklaştırılması konusunda azami titizlik gösterilmesinin gerektiği,
-Alan politikalarına (tarım, orman, çevre) daha çok müdahil olunması gerektiği, belirlemeleri GTK katılımcılarımız tarafından yapılmıştır.
TARIM ORKAM-SEN
3.DÖNEM 1.GENEL TEMSİLCİLER KURULU |