BÖLGE YANGIN YERİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Sendikamız 3.Genel Meclis Toplantısında oluşturulan komisyon 14-17 Ocak 2016

tarihlerinde bölgeye giderek bölgedeki sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlarla ve bölge 

halkıyla bir dizi görüşmeler yapılmıştır. Çalışmaların sonucu kamuoyu ile paylaşılmış olup 

basın metni aşağıdadır. 

Ayrıca çalışmaların tamamı bir rapor haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılacaktır.

BASINA VE KAMUOYUNA

Tarım Orkam-Sen Genel Meclisimizin aldığı karar doğrultusunda, mecliste oluşturulan komisyonumuz “bölgede” yaşanan gelişmeleri yerinde incelemek ve düzenlenecek raporun üyelerimiz ve kamuoyu ile paylaşmak üzere görevlendirilmiştir.

Komisyonumuz 14-17 Ocak 2016 tarihleri arasında Diyarbakır’ a gelerek, demokratik kitle örgütleri, kurum ve kuruluşlar ve bölge halkıyla yaptığı görüşmeler sonucu aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur.

Kürt sorununu barışçıl ve demokratik şekilde çözeceği iddiasıyla 13 yıldır iktidarını sürdüren ve “çözüm süreciyle” halklarda umut yaratan AKP 7 Haziran seçimlerinde almış olduğu sonuçla başkanlık sisteminin hayata geçiremeyeceğini görerek seçimleri ve çözüm sürecini yok saymıştır.

AKP, İktidarda kalmak ve sarayın başkanlık emelleri uğruna önce birçok ilçede “özel güvenlik bölgeleri” ilan etmiş, arkasından sıkıyönetim ve olağanüstü hal dönemlerinde dahi görülmemiş hukuk dışı yöntemler devreye sokmuştur.

Aynı süreçte, Suriye’de  uygulanan dış politika bağlamında, sınırlarımızın cihatçı çetelerin serbest giriş çıkışlarına açılması gibi yanlış politikaların sonuçları ülkemizde Diyarbakır, Suruç, Ankara ve İstanbul katliamlarının yaşanmasına sebep olmuştur.

AKP, katliamlar sonunda dahi anketlerde oy oranlarını artırdığını tespit ederek, toplum üzerindeki baskı ve şiddet uygulamalarını artırmış, 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar olmuştur. Bundan güç alan Cumhurbaşkanı “fiilen başkanlık sistemi hayata geçmiştir, mevcut anayasanın buna göre uyarlanması gerekir” diyerek bu uğurda toplumu kutuplaştırmaya devam etmiştir.

16 Ağustos 2015-16 Ocak 2016 tarihleri arasında Anayasa ve yasalara aykırı bir şekilde 7 kentte 19 ilçede 59 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.  Sokağa çıkma yasakları ile buralarda yaşayan sivil halk günlerce susuz, elektriksiz, yiyeceksiz, eğitim ve sağlık hizmetlerini alamama, can güvenliğinin olmadığı gibi en temel insan haklarından mahrum bırakılmıştır.

Sivil halkın fiilen yaşadığı bölgelerdeki çatışmalar sonucu en büyük zararı kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olmak üzere siviller görmüştür. Su veya yiyecek bulmak gibi en temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere evlerinden çıkanlar keskin nişancılar tarafından hedef alınmış ve katledilmiştir. Sokağa çıkma yasağı sebebiyle ölen sivillerin cenazeleri defnedilememiş,  günlerce soğuk hava depolarında hatta buzdolaplarında tutulmak zorunda bırakılmıştır.

Sokağa çıkma yasağı uygulanan en büyük yerleşim yeri Diyarbakır Sur ilçesidir. Her ne kadar ilçeye bağlı 6 mahallede yasağın uygulandığı bilinse de, Diyarbakır surları ile çevrili olan ilçenin Sur kapılarını kontrol eden güvenlik güçleri tüm Sur içinin olumsuzluklardan etkilenmesine neden olmaktadır.

Sur ilçesi Diyarbakır’ın olduğu kadar bölgenin de ticaret merkezi konumundadır. Tarihi dokusu, farklı inanç merkezleri ve kültür varlıkları ile de farklı demografik yapıya sahiptir.

Halk ve esnafla yapılan görüşmelerde; Diyarbakır’ ı Diyarbakır yapan Sur da yapılan yıkım hem ekonomik hem siyasi hem de kültürel dokuyu yok etmek, TOKİ, AVM gibi rant projelerini zemin hazırlamak kaygısı yarattığı dile getirilmiştir.

İlçede 46 gündür kesintisiz uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyledükkanlar açılamamakta, sadece bu ilçede ikamet eden insanlar değil, bu durumdan tüm bölge halkı olumsuz etkilenmektedir.Bugün itibariyle 26 gündür öldürüldüğü yerde kalan cenazelerini alamayanailelerin yapmışolduğu  açlık grevi 16. gününe girmiştir. Bu süre zarfında 16 kişi yaşamını yitirmiştir.

Yapılan görüşmelerde; can güvenliği kalmaması nedeniyle 2000’in üstünde ailenin Sur ilçesinden göç ettiği ve yakın mahalle ve ilçelerdeki akrabalarının yanına geçici olarak yerleştikleri ifade edilmiştir. Burada 90’lı yıllarda farklı olarak, göçlerin batı illerine değil, halen geri dönmek umudu taşındıkları için sığınacakları en yakın yerlere göçtükleri saptanmıştır.

Güvenlik bölgesi ve sokağa çıkma yasağı ilan edilen yerlerde kamu hizmetine erişim de engellenmekte, dolayısıyla kamu emekçilerinin hizmet üretememesine deneden olunmaktadır.Bunun en yakıcı örneği Sağlık Emekçileri Sendikası üyesi 3 sağlık emekçisinin görevleri başında katledilmeleridir. Sağlık emekçilerinin “ölüme karşı yaşam, siyaha karşı beyaz duruş” sloganı ile 24 Aralık ta başlattıkları “Beyaz nöbet” eylemi devam etmektedir.

Ayrıca İşkolumuzda kırsal alana çıkılamaması nedeniyle, hizmet üretilmemektedir.Diyarbakır‘ın sebze ihtiyacını karşılayan Hevsel bahçelerinde de üretim yapılamamaktadır.

Sur’da ve bölgede yaşanan bu savaş, sadece bölge halkını olumsuz etkilememekte, kaynakların savaşa akması nedeniyle topyekün Türkiye emekçilerinin de ekmeğinin küçülmesine neden olmaktadır. Ayrıca uygulanan politikalar sonucu halklar arasında duygusal kopuşa zemin hazırlamaktadır.

Yapılan görüşmelerde; bölge halkının talebinin eşit, özgür,demokratik bir ülkede birlikte yaşamaktan yana olduğu ifade edilmiştir.

Tüm Türkiye halklarını olumsuz  şekilde etkileyen bu savaşın durdurulması gerektiği, bununda tüm halkların birlikte demokrasi mücadelesinden geçtiği tespit edilmiştir.

 

YAŞAYIN HALKLARIN EŞİTLİĞİ

YAŞASIN BİRLİKTE MÜCADELEMİZ

 

                                                              TARIM ORKAM-SEN MECLİS

                                                                          ÇALIŞMA GRUBU

 

 

   
Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/13 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım