GENEL BAŞKANIMIZ METİN VURANOK'TAN MEKTUP VAR !


Merhaba Sevgili Dostlar;

İleri demokrasinin KESK ve bağlı Sendikaları için uygun gördüğü yerden yazıyorum.

Öncelikle gözaltı ve tutuklama sürecimizde bizi yalnız bırakmayarak KESK’li olmanın neanlama geldiğini herkese gösterdiğiniz için teşekkür ediyor dayanışmanızı selamlıyorum.

Basın bizlerin gözaltı ve tutuklanma sürecini ne kadar verdi ? serbest kalan arkadaşlarımızdan ve avukatlarımızdan ne kadar bilgi alabildiniz bilemiyorum. Yaşadıklarımız  Aziz NESİN hikayelerini aratmayacak durumda.KESK ve bağlı Sendikalarımızın karar alıp yaptığı mitingler ve basın açıklamalarının neredeyse hepsi suç sayılıyor. Genel Merkezlerimizin yaptığı basın toplantıları da buna dahil.

Konfederasyonumuzun yaptığı toplantılar, Şubeler Platformunun yaptığı toplantılar, KESK Danışma Meclisi Toplantılar, KESK Genel Meclisi Toplantıları, zaman zaman yaptığımız çalıştaylar, yani anlayacağınız bütün bu toplantıların toplamından sorumlu ve suçluyuz.

Hatta şahsımayöneltilen sorular ve buradan çıkartılan sonuçlar o kadar ilginç ki; bende birinsan olarak şaşırıyorum.

Işınlanma teknolojisini bulmuşumda haberim yok. 14-15 Nisan 2012 de yani hepinizin bildiği gibi Başkanlar Kurulu toplantısının olduğu saatlerde KESK’in organize ettiği çalıştaya katılıp birde konuşma yapmışım.Örgütlenme çalışmasından(Urfadan) otobüsle dönerken yine ışınlanarak Eğitim-Sen’e gidip toplantıya katılmışım. Yok olmadı buda yetmez SES Genel Merkezine gidip birde orada toplantıya katılmışım !!!?  dedim yaileri demokrasinin olduğu bir ülkede elbette ışınlanma teknolojiside en ileri düzeyde olmalı, ben birey olarak bunu başarabilmişim.

Bizler eleştiri ve özeleştiriyi olmazsa olmazımız sayarız ya ; eksiklerimizi,hatalarımızı, sürece yeterince cevap olamadığımızı, iktidarın bizden daha çok çalıştığını, emek alanına gelen saldırılar karşısında nasıl tutum almamızgerektiğini eleştirir ve yeni yöntemler tartışırız ya; işte onlardan birinde de“tutuklanan KESK’li kadın yönetici arkadaşlarımıza yeterince sahip çıkamadığımızı, daha derli toplu, daha kitlesel ve emek dostlarını da içimize katarak bu sendikal önderliklerimize daha fazla sahiplenmemiz gerektiğini de söylemişim. Aksi takdirde bizlere yönelim olabileceğini söylemişim” e söyledim.Söylediklerimin doğruluğu da bugün bulunduğum yer değimli. Bağırsam duyabilecekleri kadar yakınımızda kadın tutuk evi.

Başka şeylerde yapmışız ileri demokrasinin olduğu ülkemizde “KESK’li Kadınlar Onurumuzdur” diye pankart açıp açıklama yapmışız. Yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz.Gerçek demokrasi gelinceye kadar, ekonomik ve demokratik haklarımızı alıncaya kadar biz bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Bunların bedeli  cezaevleri ise biz bu bedeli de seve seve öderiz.

Ancak aslında bizden korkuları bunlar değil, sizlerde bizlerde bunu biliyoruz.

Sendikalarımızı kurduğumuz günden bu yana birileri gibi siyasi partilerin arka bahçesi olmadık.Sadece ücret sendikacılığına yönelmedik. Hükümetlere methiyeler dizip şiirler okumadık. Gerçek anlamda sendikacılık yaparak işverenimiz olanlara karşı ekonomik ve demokratik mücadeleyi yükseltmeye çalıştık. Savaşa karşı barışı savunduk. Halkların kardeşliğini haykırdık. Eşit, özgür, demokratik bir ülke istedik. Sağlıkta dönüşümün karşısında olduk. Eğitim politikalarının yanlışlığını anlatmaya çalıştık. Taciz, tecavüz davalarında hep mağdurların yanında yer aldık. Nükleer santrallere, HES’lere, doğayı tahrip edenlere karşı cephe aldık. Aslında biz bir bütünde KESK olarak toplumsal muhalefeti örmeye çalıştık. Korktular, korkuları arttıkça farklı adlar altında kurumlarımızda örgüt arayarak bizi toplum gözünde rencide etmeye sendikal alanda ayrıştırmaya çalıştılar. Şu ana kadar bunu başaramadılar bunda sonrada başarabileceklerini düşünmüyorum.

2011 yılında yapılan sendikal seçimlerimizde önümüzdeki sürece ilişkin hazırlıklarımız net olarak gördüler. 8 Ekim’le başlayan ve 21 Aralık grevi ile devam eden mücadele sürecimiz bütün baskılara rağmen yükselerek devam etti. Şubat eylemlerini, 8Mart eylemini, 28-29 Mart 4+4+4 ve sendika yasasına karşı muhalefetimiz ardından,görkemli 1 Mayıs kutlamalarımız ve 23 Mayıs grevimizle bizleri küçük baskı ve açıklamalarıyla yıldıramayacaklarını gördüler. Bizzat en yetkili ağızlardan hedef haline geldik. Önümüzdeki süreçte de kamu reformu, yerel yönetimler reformu, anayasa hazırlığı ve Suriye ile geliştirmek istedikleri savaş oyunlarına, 1 Mart tezkeresine karşı olduğumuz gibi muhalefet örgütleyeceğimizi gördükleri için buradayız.

Bizler önümüzdeki süreçde karşılaşacağımız bu politikalara karşı duruşu engellemek istedikleri için buradayız.

O nedenle siz dışarıdaki dostlarımızın görev ve sorumlulukları bir kat daha arttı. Yıllardır yürüttüğümüz mücadeleden geri adım atmayacağımızı ve daha güçlü muhalefet örgütleyebileceğimizi bir kez daha görmek istiyorlarsa bunu da başarabileceğimizi gösterelim.

Bizlere rağmen rahat adım atamayacaklarını, suskun bir toplum olmadığımızı, bu ülkenin onurlu ve direngen bir parçası olduğumuzu gösterelim. Her türlü baskı ve yıldırma politikalarına karşı sayılarımızı yükselterek bize biçilen rolleri yırtarak iktidarların korkularına korku katarak yürüyelim.

Bütün sendikalı dostlarımızda ve emekçilerin dostlarında bu gücün ve inancın olduğunu biliyor ve birlikte durduğumuz sürece her zorluğu yeneceğimize inanıyoruz.

Mücadelenin zorlu günlerinde yanınızda olamamaktan dolayı üzüleceğim. Ancak yüreğimin sizlerin yanında olduğunu bilmenizi isterim.

Selam ve saygılarımla

 

 

Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı

          Metin VURANOK

 

 

 

            Ne alnımızda ayıp

            Ne koltuk altında saklı haçımız

            Biz bu ülkeyi sevdik ve bu halkı

   Budur bağışlanmaz suçumuz.

 

Facebook'ta Paylaş

Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/13 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım