GIDA TARIM VE ORMAN ALANINDAKİ KANUN TEKLİFİ YENİDEN DÜZENLENMELİDİR.


Şuan TBMM de alt komisyonda görüşülmekte olan Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkındaki Kanun teklifi her zaman olduğu gibi yine bir torbaya sıkıştırılmış olarak ve çoğu konu ile ilişkisi ve bilgisi olmayan Milletvekillerin imzası ile Meclise sunulmuştur. Ve yine her zamanki gibi işkolunda örgütlü Sendikalar, Meslek Odaları, Dernekler, çiftçi birlikleri ve demokratik kitle örgütlerinden herhangi bir görüş alınmamıştır.

Taslaktan tepkiler sonrası Döner sermaye ile ilgili maddelerin çıkarılmış olması olumlu bir adım olmuştur ancak yürürlükte olan yasanın uygulanması çalışanlar arasında eşitsizliğe neden olmaktadır. Söz konusu eşitsizliklerin kaldırılması için yasanın güncellenmesinde yarar vardır.

Söz konusu tasarıda yer alan özellikle orman kanunu ile ilgili maddelerin ormanlarımızda geri dönüşü olmayan zararlara neden olacak olması dolayısıyla geri çekilmesi önemlidir.

  • Söz konusu tasarıda “bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulması, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına” izin verilebileceği öngörülmektedir. Öncelikle, “Bozuk orman” sorunlu bir kavramdır ve algı yanılsamasına neden olmaktadır. Oysa ki “Bozuk orman” alanları ekolojik nedenlerle, yani doğal olarak böyledir ve bu tür alanlarda biyolojik çeşitlilik çok daha zengindir. Tabii ki Devletin mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğini teşvik etmesi anlaşılır ve desteklenebilir bir yaklaşım olsa da  bu durum orman ekosistemlerini “bozuk” diye dolaylı yollarla özelleştirmenin bir gerekçesi olamaz. Bu durum  kamunun yararına olmayacağı gibi Anayasa’ya ve yasalara aykırıdır.

  • Tasarıda “orman sayılmama” hali genişletilip netleştirilmek istenmektedir. Orman sayılmayacak yerlere; “Orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler” katılmaktadır. Bu ek fıkranın açık ve pratik anlamı şudur: “Orman ağacı” sayılan bitki türleri dahil, sahipli arazilerdeki doğal ormanlar ve sonradan yapılan ağaçlandırmalar “orman” sayılmayacak, üstelik alan büyüklüğüne de bakılmayacaktır.

  • Benzer şekilde “Orman bitkisi” kavramı da  de sorunludur. Literatürde böyle bir tanımlama yoktur. Mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştirmek de sonuç olarak bazı bitki ve mantar türlerinin kültüre alınması, yani tarımsal faaliyettir. Yapılmak istenen değişiklik ile biyolojik çeşitlilik açısından zengin orman ekosistemleri yok edilerek tarımsal faaliyetlere, hatta işletmelere izin verilerek betonlaşmanın  önü açılmaktadır.

  • Tasarıda Tarım arazilerinin korunması ve tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması için yapılan çalışmalar olumlu olmakla birlikte tarım arazilerinin amaç dışında kullanılmasının günah keçisi olarak hobi bahçelerinin ilan edilmesi doğru değildir. Öncelikle Hobi Bahçelerine neden olan sebepler değerlendirilmeden ve insanların doğa ile buluşmasına dair herhangi bir adım atılmadan yapılan bu işlemlerin eksik kalacağının bilinmelidir. Birinci sınıf tarım arazilerinin Şirketlere, Maden İşletmelerine ve fabrikalara “Kamu Yararı” gerekçesiyle veriliyor olmasına dair gerçekler ortadayken tek sorumlu olarak Hobi Bahçelerini ilan etmek doğru değildir.

  • Tarım arazilerini korumak, tarımsal üretimin artırılması ve tarımsal faaliyette bulunan emekçilerin üretime devam etmesinin önkoşuludur. Ancak tek gerekçesi değildir. Tarımsal Girdilerin yüksekliği, destekleme miktarlarının yetersizliği, üreticinin satış fiyatlarının düşüklüğü, aracıların ve komisyoncuların varlığı ve sosyal olarak yaşanan kısıtlılık ve ithalat politikaları üreticilerin Tarımsal Faaliyetten uzaklaşmasının gerekçelerinin bir kısmıdır.

  • Taslakta belirtilen şekliyle Tarım Arazilerinde yıkım işlemlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle yaptırılacak olması, kurum çalışanları ile vatandaşı karşı karşıya getirecektir. Bu nedenle bu maddenin taslaktan çıkarılması gerekmektedir.

  • Gıda maddelerinde taklit ve tağşiş konusunda Bakanlığın ifşa listelerinde adı birçok kez çıkan işletmelere ve sahiplerine ömür boyu men cezası getirilmesi toplum sağlığını korumak açısından daha caydırıcı ceza olacaktır.

  • Kanun tasarısında belirtilen “22.00 ile 06.00 saatleri arası alkollü içki satış yasağının ihlaline ilişkin cezaların artırılması” maddesi içkinin sağlığa olan zararından çok toplumu yeniden dizayn etmeye yönelik bir uygulamadır ve ayrıca merdiven altı üretimin artışına yol açabilecektir.

  • Tümüyle dışa bağımlı hale getirilen tütün sektöründe sigara fabrikalarına %30`luk yerli tütün kullanım zorunluluğunun olması ve Cumhurbaşkanının bu oranı  %45’e kadar arttırma yetkisi olumludur ancak %15’e kadar indirme yetkisinin maddeden çıkarılması gerekmektedir.

Ekosistemin temel koşulu olan Gıda, Tarım ve Orman alanlarında yapılan her uygulamalar hayati önem taşımaktadır. Dolayısıyla, hükümetin bu tür yasaları çıkartmadan önce alanda faaliyet gösteren sendikaların, odaların, demokratik kitle örgütlerinin görüş ve önerilerini alması çıkarılacak olan yasanın uygulanmasında doğacak sorunların önüne geçilmesi açısından önemlidir. Tarım Orkam-Sen olarak hayata geçirilmesi düşünülen bu kanun değişikliğindeki konularla beraber Doğaya, Gıdaya, Ormana, Tarıma, Suya ve Emekçilerin haklarına sahip çıkmaya devam edeceğimizi bir defa daha kararlılıkla vurguluyoruz. Kamuoyuna duyurulur.02.07.2020

 

TARIM ORKAM-SEN

MERKEZ YÖNETİM KURULU 

Facebook'ta Paylaş

Adakale Sokak, Ada apt. No: 8/13 Yenişehir – ANKARA
Telefon : 0312 430 5811 - Faks : 0312 430 1563
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Tarım Orkam Sen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Yazılım: Hatırnaz Yazılım