BASINA
VE KAMUOYUNA
Bugün eğitim, kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak
adım adım bir “pazar” haline getirilmektedir. Okulların güvenliği, öğrencilerin
sağlığı ve öğretmenlerin çalışma koşulları geri plana itilirken; kamu
kaynakları özel şirketlere, ihalelere ve rant projelerine aktarılmaktadır.
Okul kapılarında güvenlik görevlisi yok, rehberlik
hizmetleri yetersiz, fiziksel altyapı eksik… Ancak konu sermayeye teşvik
olduğunda kaynaklar sınırsızdır.
Bu tablonun temelinde, kamunun tasfiyesi ve sermayenin
önünün açılması yönündeki politik tercihler yatmaktadır. Ülkenin kaynakları
sermaye sahiplerine aktarılırken, halkın çocuklarının güvenliği “maliyet
kalemi” olarak görülmektedir.
Mesele nettir:
Eğitim bir haktır ve piyasanın insafına bırakılamaz.
Okullarda yaşanan şiddet yalnızca bireysel değil;
sınıfsal ve yapısal nedenlerin sonucudur.
Yoksulluk, eşitsizlik, güvencesizlik ve kamusal
hizmetlerin zayıflatılması bu şiddetin zeminini büyütmektedir.
Devlet, öğrenciyi korumak yerine sermayeyi koruyan bir
aygıta dönüştüğünde, okullar da güvencesizleşir.
Güvenlik önlemlerinin alınmaması bir ihmal değil,
bilinçli bir tercihin sonucudur: Kaynakların halktan esirgenip sermayeye
aktarılması.
Çözüm ise pansuman tedbirlerde değil, köklü bir yön
değişikliğindedir:
• Eğitim bütçesi artırılmalı, tüm
okullarda kamusal ve nitelikli güvenlik hizmeti sağlanmalıdır.
• Eğitimde özelleştirme ve
piyasalaştırma politikalarına derhal son verilmelidir.
• Kamu kaynakları sermayeye değil,
halkın temel ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
Aksi halde bu tür saldırılar yalnızca münferit olaylar
olarak kalmayacak; sistemin ürettiği şiddetin süreklileşmiş sonuçları olmaya
devam edecektir.
Bu nedenle mesele yalnızca güvenlik değil; nasıl bir
toplum, nasıl bir eğitim ve kimin için bir devlet sorusudur.
Bizim yanıtımız açıktır:
Halk için, eşitlikçi, kamucu, laik ve bilimsel bir
eğitim düzeni.
Tarım Orkam-Sen
Merkez
Yönetim Kurulu
13-09-2024